Kılıçarslan, Seda Kara2025-01-212025-01-2120232458-8202https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1261334https://hdl.handle.net/20.500.12587/21890İnsanların iç güdüsel olarak soyunu devam ettirme arzusu, tıbbın gelişmesi ve yapay döllenme yöntemlerinin çeşitlenmesi neticesinde bir dizi sosyal, ahlaki etik ve hukuki soruna sebebiyet vermiştir. Çalışma konusu açısın- dan hukuki çerçevede en çok tartışılan hususlar çocuğun kiminle soybağının kurulacağı ve bunun sonucu olarak kime mirasçı olacağıdır. Ne yazık mevcut hukuki düzenlemelerle çocuk sahibi olmak isteyen kişiler, yapay döllen- me yöntemlerine başvurduklarında doğacak çocuk ile hukuki ilişki kuramama tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum onların genetik anne baba olmaları halinde bile gelişebilecek bir risk olması sebebiyle, öğretide oldukça yoğun itirazlara sebebiyet verse de pozitif hukuk kuralları ile ortaya bir çözüm getirmek mümkün değildir. Hukuk kuralları, ahlaki, etik, sosyolojik birçok gerekçe ile yapay döllenme yöntemlerini yasaklayarak gelişebilecek riskleri bertaraf etme yoluna gitmiş; ancak global dünyada bunun mümkün olamayacağı gerçeğini göz ardı etmiştir. Dolayısıyla söz konusu teknikler bakımında kapsayıcı, çözüm odaklı, yenilikçi bir hukuki düzenleme zaruridir. Ancak bunun sonucunda doğacak çocuğun mirasçılık durumu da çözüme kavuşmuş olacaktır. Çalışmada ilk olarak yapay döllenme tekniklerine değinilerek, yöntemlerin çeşitleri üzerinde durulmuş; ardından ise doğacak çocuğun soybağı ve onun sonucu olarak çocuğun mirasçılığı açıklanmaya çalışılmıştır.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessHukukAile ÇalışmalarıYapay Döllenme Yoluyla Dünyaya Gelen Çocuğun Yasal MirasçılığıArticle823894121261334