Gökçınar, Nesrin BüyüktortopGülbeyaz, Bahar2025-01-212025-01-212023https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=S2eMu1TIwY_v4mYv58xAr4lgsmKt6s-Mvb_qypkJbfNTR7NzhTZg2nWRLJ1ozP2Bhttps://hdl.handle.net/20.500.12587/21377Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Ana Bilim DalıAMAÇ Çalışmadaki amacımız şimdiye kadar lens uyguladığımız hastaları retrospektif olarak inceleyerek hangi faktörlerin başarıda etkili olduğunu anlamaktır. Uygulama öncesi rutin olarak her hastada baktığımız kornea topografik ölçümleri, keratometri değerleri, muayene özellikleri, görme keskinliği, keratokonusun klinik evresi gibi faktörler ile deneme sonunda karar verilen son lens parametreleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlıyoruz. GEREÇ-YÖNTEM Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniği'ne Ekim 2016 ile Ekim 2022 tarihleri arasında başvuran keratokonus hastalığı olup kontakt lens denenen 35 hasta dahil edildi. Refraksiyon kusuru dışında göz hastalığı veya geçirilmiş göz cerrahisi bulunmayan olgular çalışmaya dahil edildi. Başlangıçta tüm hastalardan tashihsiz ve tahsisli görme keskinlikleri alındı. Rutin biomikroskobik ön segment ve fundus muayeneleri yapıldı. Daha sonrasında hastalardan Kombine Scheimpflug kamera Placido disk sistemli kornea topografi cihazı (KT) (Sirius, CSO, İtalya) cihazları ile ölçümler alınmıştır. Hastalara yapılan ölçümler ve keratometri değerlerine göre uygun lensler uygulandı. Tekrar 30 dakika sonra görme keskinlikleri değerlendirildi ve biomikroskobik muayeneleri yapıldı. En iyi görme keskinliği ve hasta konforu elde edilene kadar kontakt lens denemesi yapıldı. Hastaların farklı lens grupları ile mevcut görme keskinlikleri değerlendirildi. Hastalara ait Santral kornea kalınlığı (SKK), en ince kornea kalınlığı (EİKK), K1, K2, Kort, ile Kmax değerleri kaydedildi. Hastalar Amsler Krumeich evrelemesine göre hafif, orta, ileri ve ciddi evre olarak gruplandırılmıştırlar. Hastaların lense göre gözlükle ve tashihsiz görme düzeyine göre lensle görme keskinliklerindeki artış belirlenmiştir. Ayrıca deneme lensine ait çap, temel eğri (BC), vault değerleri ile lensin markası çalışmamızda kullanılan parametrelerdir. Farklı lens tiplerine ait deneme sayıları da kaydedilmiştir. BULGULAR Çalışmaya 70 gözü dahil edilen 35 keratokonusu olan hastanın 18'i (%51,4) erkek 17'si (%48,6) kadındır. Hastaların ortalama yaşı 31,54 ± 8,43 (19-51) yıl olarak belirlendi. Cinsiyet ile evre arasındaki ilişki değerlendirildiğinde hafif keratokonus grubunda erkeklerin, ciddi keratokonus grubunda kadınların daha yüksek oranda olduğu görüldü. (p: 0.033) Hastaların Amsler Krumeich sınıflamasına göre 32'si (%45,7) evre 1, 18'i (%25,7) evre 2, 10'u (%14,3) evre 3, 10'u (%14,3) evre 4 grubundaydı. Evre ilerledikçe topografik veriler ait değerlerde anlamlı olarak azalma saptandı. Hastaların görme keskinlikleri tashihsiz, gözlükle düzeltilmiş ve kontakt lensle düzeltilmiş olarak gruplandırıldı. Tashihsiz görmenin evre ilerledikçe anlamlı olarak azaldığı saptandı. (p: <0.001) Gözlüklü görme açısından hafif keratokonus grubunda en yüksek görme keskinliği mevcuttu (p: <0.001) ancak orta/ileri keratokonus grubu ile ciddi keratokonus grupları, gözlüklü görme açısından benzerdi. (p:0.139) Lens ile görme açısından keratokonus grupları arasında fark saptanmadı. (p: 0.065) Gruplar arasında gözlüğe göre lens ile elde edilen ve tashihsiz görmeye göre lens ile görme keskinliğindeki artışları değerlendirildiğinde gruplar arasında anlamlı farklılık saptandı. Buna göre görme artışı (lens-gözlük ve lens-tashihsiz) ciddi keratokonus grubunda hafif keratokonus grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti. (Sırasıyla p: 0.009, p: 0.001) Orta/ileri keratokonus grubunda hafif keratokonus grubuna göre deneme sayısı anlamlı şekilde daha yüksekti. (p: 0.008) BC değerinin hafif keratokonus grubunda orta/ileri ve ciddi keratokonus grubuna göre anlamlı olarak yüksek olduğu görüldü. (Sırasıyla p<0.001, p:0.016) Ayrıca ciddi keratokonus grubunda lens total çap orta/ileri keratokonus grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu izlendi. (p: 0.046). Evreler açısından vault değerleri arasında anlamlı farklılık saptanmadı. (p: 0.185) Hafif evre keratokonus grubunda yumuşak kontakt lens (%45,2), orta/ileri keratokonus grubunda sert kontakt lens (%53,6), ciddi keratokonus grubunda skleral kontakt lens (%70) en yüksek sıklıkta kullanılmıştır. Evreler açısından vault değerleri arasında anlamlı farklılık saptanmadı. (p: 0.185) Vault değeri ile Kmaks ve Kort arasında anlamlı ilişki saptanmadı. (Tablo) Evrelere göre hastalar gruplandığında sadece ciddi keratokonus grubunda vault değeri ile Kmaks arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. (p: 0.007, rho: -0.899) SONUÇ Günümüzde keratokonusta kontakt lens uygulamaları ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Ancak klinik uygulamada kontakt lens denemeleri hem hasta hem de doktor için uzun ve zahmetli bir muayene sürecini içerir. Çalışmamızda hastaların özellikleri ile kullanılan lense ait veriler ve tipleri karşılaştırılarak bu deneme sürecini hızlandıran parametreler belirlenmeye çalışıldı. Özellikle keratokonus evresi ilerledikçe çalışmamızda lens deneme sayılarında artış izlendi. Hafif orta hastalıkta yumuşak kontakt lensler ile ileri evre hastalarda ise sert kontakt lensler ile görme keskinliğinde anlamlı artış izlenmiştir. Ciddi evre sert kontakt lensleri tolere edemeyen hastalar da ise skleral lensler başarılı olmuştur. Hastaların K değerleri ile seçilen lensin BC (temel eğri), çapı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Keratokonus; kontakt lensler, kornea topografisi; keratometri, kontakt lens deneme sayısı; görme keskinliğiPURPOSE Our aim in the study is to retrospectively examine the patients to whom we have applied lenses so far and to understand which factors are effective in success. We aim to examine the relationship between factors that we routinely check in each patient before application such as corneal topographic measurements, keratometry values, examination characteristics, visual acuity, clinical stage of keratoconus, and the final lens parameters decided at the end of the trial. MATERIALS AND METHODS 35 patients with keratoconus disease who applied to Kırıkkale University Faculty of Medicine, Department of Ophthalmology Polyclinic between October 2016 and October 2022 and who tried contact lenses were included. Cases with no eye disease or previous eye surgery other than refractive error were included in the study. Corrected and uncorrected visual acuities were obtained from all patients at baseline. Routine biomicroscopic anterior segment and fundus examinations were performed. Afterwards, measurements were taken from the patients with the Combined Scheimpflug camera and Placido disc system corneal topography device (CT) (Sirius, CSO, Italy). Appropriate lenses were applied to the patients according to the measurements and keratometry values. Visual acuity was evaluated again 30 minutes later and biomicroscopic examinations were performed. Contact lenses were tried until the best visual acuity and patient comfort were achieved. The patients' current visual acuities were evaluated with different lens groups. Central corneal thickness (CCT), thinnest corneal thickness (EICC), K1, K2, Kmean, and Kmax values of the patients were recorded. Patients were grouped as mild, moderate, advanced and severe according to Amsler-Krumeich staging. The increase in visual acuity of the patients was determined with the lens according to the glasses and with the lens according to the non-corrected vision level. In addition, the diameter of the trial lens, basic curve (BC), vault values and the brand of the lens are the parameters used in our study. The number of trials of different lens types was also recorded. RESULTS Of the 35 patients with keratoconus whose 70 eyes were included in the study, 18 (51.4%) were male and 17 (48.6%) were female. The average age of the patients was determined as 31.54 ± 8.43 (19-51) years. When the relationship between gender and stage was evaluated, it was seen that the rate of men was higher in the mild keratoconus group and the rate of women was higher in the severe keratoconus group. (p: 0.033) According to the Amsler Krumeich classification, 32 (45.7%) of the patients were stage 1, 18 (25.7%) were stage 2, 10 (14.3%) were stage 3, and 10 (14.3%) were stage 3. It was in the stage 4 group. As the stage progressed, a significant decrease in the values of topographic data was detected. The visual acuities of the patients were grouped as uncorrected, corrected with glasses, and corrected with contact lenses. It was determined that uncorrected vision decreased significantly as the stage progressed. (p: <0.001) In terms of vision with glasses, the highest visual acuity was observed in the mild keratoconus group. (p: <0.001) However, the moderate/severe keratoconus group and the severe keratoconus groups were similar in terms of vision with glasses. (p:0.139) There was no difference between the keratoconus groups in terms of vision with the lens. (p: 0.065) When the increases in visual acuity achieved with lenses compared to glasses and with lenses compared to non-corrected vision were evaluated, a significant difference was detected between the groups. Accordingly, the increase in vision (lens-glasses and lens-uncorrected) was significantly higher in the severe keratoconus group than in the mild keratoconus group.( respectively p: 0.009, p: 0.001) The number of attempts was significantly higher in the moderate/severe keratoconus group than in the mild keratoconus group. (p: 0.008) It was observed that the BC value was significantly higher in the mild keratoconus group than in the moderate/severe and severe keratoconus groups. (respectively p<0.001, p:0.016) Additionally, the diameter was observed to be significantly higher in the severe keratoconus group than in the moderate/severe keratoconus group. (p: 0.046) No significant difference was detected between vault values in terms of stages. (p: 0.185) Soft contact lenses (45.2%) were used with the highest frequency in the mild stage keratoconus group, hard contact lenses (53.6%) in the moderate/severe keratoconus group, and scleral contact lenses (70%) in the severe keratoconus group. No significant relationship was detected between Vault value and Kmax and Kort. When patients were grouped according to stages, a negative significant relationship was observed between vault value and Kmax only in the severe keratoconus group. (p: 0.007, rho: -0.899) CONCLUSIONS Today, very successful results are achieved with contact lens applications in keratoconus. However, in clinical practice, contact lens trials involve a long and laborious examination process for both the patient and the doctor. In our study, we tried to determine the parameters that accelerate this trial process by comparing the characteristics of the patients with the data and types of the lenses used. Especially as the keratoconus stage progressed, an increase in the number of lens trials was observed in our study. A significant increase in visual acuity was observed with soft contact lenses in mild-to-moderate disease and with hard contact lenses in advanced-stage patients. Scleral lenses have been successful in patients who cannot tolerate hard contact lenses in severe cases. It was observed that there was a positive relationship between the K values of the patients and the BC (base curve) diameter of the selected lens. Key Words: Keratoconus; contact lenses, cornea topography; keratometry, number of contact lens trials; visual acuitytrinfo:eu-repo/semantics/openAccessGöz HastalıklarıEye DiseasesKeratokonus hastalarında kontakt lens uygulama sonuçlarımızOur contact lens application results in keratoconus patientsSpecialist Thesis183834641