Yazar "Eker, Alper Alpaslan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 1 / 1
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe İkinci dünya savaşı sonrası Türk dış politikasındaki gelişmeler ve Türkiye'nin Nato'ya giriş süreci(1945-1952)(Kırıkkale Üniversitesi, 2007) Eker, Alper Alpaslan; Avcı, Y.Orhanİkinci Dünya Savaşı, zamanın en kanlı ve tahrip gücü yüksek savaşı olarak tarih sayfalarında yerini almıştır. Uzun ve yıpratıcı savaş ülkeleri harabe haline getirmiş, özellikle sosyal ve ekonomik yaşamı felce uğratmıştır. Bununla beraber kurulmuş olan dünya düzeni ve güçler dengesi değişmiş, güvenlik bunalımı doruk noktasına ulaşmıştır. Savaş sonucunda Avrupa'nın büyük bir bölümü yorgun ve bitkin düşmüştür. Amerika Birleşik Devletleri kıtasına çekilirken, Sovyet Rusya ise İkinci Dünya Savaşından büyük bir toprak kazancıyla çıktığı halde yayılma eğilimine girmiştir. Bu durum dünya gündemini yeni bir bloklaşma ve ittifaklar dönemine sokmuş ve Soğuk Savaş dönemi başlamıştır. Tüm Doğu Avrupa'yı etkisi ve hakimiyeti altında tutan Sovyetler Birliği, yanı başındaki tarihi komşusu olan Türkiye'den özellikle Boğazlar'ın durumunun yeniden gözden geçirilmesi ve Doğu Anadolu'daki bazı illerin geri verilmesi yönünde çeşitli taleplerde bulunmuş ve yoğun baskı uygulamıştır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iyice güçlenen Rusya'ya karşı Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na girmiş ve Amerika Birleşik Devletleri'nin desteğini almaya çalışmıştır. Türkiye bu hususta başlangıçta istediği sonuçları alamasa da yoğun uğraşlar neticesinde, sonraları istediğini bir nebze de olsa almıştır. Truman Doktrini ve Marshall Yardımı ile Amerika Birleşik Devletleri'nin maddi desteğini sağlamayı başaran Türkiye, kapı komşusu Sovyet Rusya olan bir ülke için bu yardımların yeterli olmadığını savunmuş ve bu konuda Amerika Birleşik Devletleri'ni ikna etmeye çalışmıştır. Bu esnada Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa ülkelerinin kurduğu Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı-North Atlantic Treaty Organization (NATO) kurulmuştur. Kurulduğu ilk tarihten beri Türkiye bu teşkilata girmek istemiştir. Ancak İngiltere'nin Orta Doğu Komutanlığı planlarında Türkiye'den aktif bir şekilde yararlanamadığını düşünmesi ve NATO üyesi diğer Avrupa ülkelerinin Rusya ile sınır komşusu bir ülkeyi NATO'ya almak istememeleri, Türkiye'nin bu isteğinin başlangıçta gerçekleşmesini engellemiştir. Soğuk Savaş dönemi Rusya' nın liderliğinde oluşan Doğu Blok'u (Varşova Paktı) ve Amerika Birleşik Devletleri'nin liderliğinde kurulan Batı Blok'unun politik mücadeleleriyle sürüp gitmiştir. Doğu ve Batı Blokları arasındaki kutuplaşma süreci bütün hızıyla devam ederken Kuzey Kore birliklerinin bir bahane ile sınır geçerek 25 Haziran 1950'de Güney Kore' ye saldırması Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Rusya diğer bir deyişle Doğu ve Batı Blokları arasında yeni bir gerginliğe neden olmuştur. Bu gerginlik geniş bir coğrafyaya sahip olan Sovyet Rusya'nın dünyanın herhangi bir yerinde sıcak çatışma başlatabileceğini Amerika Birleşik Devletleri'ne göstermişti. Bu durum Amerika Birleşik Devletleri'ni kendi kıtasına çekilme ve başta Avrupa ve diğer bölgelerdeki sorunlara karşı tarafsız kalma politikalarından vazgeçerek stratejilerini yeniden kontrol etmek zorunda bırakmıştır. Bu sırada Türkiye'de 1950 seçimleri yapılmış ve Demokrat Parti (DP) NATO'ya giriş vaadiyle iktidara gelmiş ve Kore'de çıkan bu krizden yararlanabileceğini düşünmüştür. Böylece Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler Ordusu'nun müdahalesi için yardım çağrısını olumlu yanıtlayarak, başta Amerika'nın ve Avrupa'nın olumlu yönde dikkatini çekmeyi amaçlamıştır. Nitekim Kore Harbi'ne bir tugay kuvvetinde birlik göndererek bu niyetinin ciddi olduğunu göstermiştir. Kore'ye asker gönderme kararıyla dünya gündeminde olumlu bir hava estirmeyi ve Amerika Birleşik Devletleri'ni etkileyerek NATO'ya giriş sürecini kolaylaştırmayı amaçlayan Türkiye, Kore'deki başarılarına rağmen ilk başta NATO'ya üye olmayı başaramamıştır. Ancak başından beri bu üyeliğe karşı olan İngiltere'nin Türkiye'nin Orta Doğu Komutanlığı planlarında yer almayı kabul etmesiyle ikna edilmiş ve önemli bir engel aşılmıştır. Ayrıca yalnızlık politikasından vazgeçmiş Amerika, Rusya ile olası bir savaş ve Ortadoğu'da çıkacak olan bir çatışmaya müdahale edebilmesine olanak sağlayacak askeri üsler için en iyi bölgenin Türkiye olduğunu değerlendirmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin stratejik konumundan yararlanmayı düşünmüş ve NATO'ya girişini desteklemiştir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri 15 Mayıs 1951'de NATO ülkelerine Türkiye ve Yunanistan'ın üye olmasını teklif etmiştir. Nihayetinde NATO Bakanlar Konseyi 15-20 Eylül 1951 tarihleri arasında yaptığı toplantıda, ABD'nin bu teklifini kabul etmiş, 28 Kasım 1951 tarihinde ise Konsey Türkiye ve Yunanistan'ı NATO'ya katılım için davet etmiştir. Bu daveti TBMM 18 Şubat 1952'de büyük bir çoğunlukla kabul etmiştir. Böylece Türkiye'nin yıllardır ısrarla sürdürmüş olduğu NATO'ya girme çabaları başarıyla sonuçlanmıştır. Ayrıca Sovyetler Birliği tehdidine karşı ittifaklar sisteminde yerini almış ve kendini de emniyete almayı başarmıştır. Diğer taraftan Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasındaki ikili ilişkiler daha da yoğunlaşmıştır.