Yazar "Erat, Salih" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 1 / 1
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe PGLA kimyasal yapısına sahip emilebilir cerrahi ipliğin etkilerinin in vitro ve in vivo olarak araştırılması(Kırıkkale Üniversitesi, 2024) Erat, Salih; Kocamış, HakanBu tezde; poly glycolide-co-lactide (PGLA) kimyasal yapısındaki iki farklı emilim süresine sahip cerrahi ipliklerin in vitro ve in vivo etkileri incelenmiştir. Cerrahi iplikler ya da yaygın kullanılan adıyla sütürlar yaraların kapatılması ve ayrılan dokuların bir araya getirilmesinde yaygınlıkla kullanılan malzemelerdir. Cerrahi sütürlar dokudaki bozunma durumuna göre emilebilir ve emilemeyen sütürlar olarak sınıflandırılmaktadır. Çalışmada öncelikle ticari emilebilir cerrahi ipliklerin in vitro çalışmaları yapılmıştır. Bu amaçla L929 sağlıklı hücre hattında sitotoksisite testi için 3-(4,5-Dimethylthiazol-2-yl)-2,5-Diphenyltetrazolium Bromide (MTT) testi ve her iki iplikte apoptoz ve nekroz testi olarak ikili boyama yöntemi uygulanmıştır. Daha sonra genotoksisite testi için in vitro mikronükleus testi yapılmıştır. In vivo olarak farklı iki cerrahi iplik (sütür-1 ve sütür-2) 30 yetişkin erkek Sprague-Dawley ratlara uygulanmıştır. Ratlarda sırt bölgesindeki deride linear insizyon hattı oluşturulup burası iki farklı cerrahi iplikle dikilmiştir. Bunun yanında aynı ratların sağ ve sol bacaklarında yer alan iskelet kaslarına iki farklı cerrahi iplik uygulanmıştır. Ratlara yapılan operatif işlemlerden sonra sırasıyla 7, 14, 21, 28 ve 42. günlerde hayvanlar sakrifiye edilmiştir. Sakrifiye edilen hayvanlardan uygulama yapılan ilgili dokular tespit solüsyonuna alınıp histolojik doku takibi yapılmıştır. Alınan dokular yara iyileşmesi açısından Masson's trikrom ve hematoksilen-eozin ile boyandıktan sonra histopatolojik karşılaştırmaları yapılmıştır. Ayrıca olgun dermisteki kollajen miktarının yaklaşık %80'lik kısmının tip I kollajenden oluşmasından dolayı, alınan dokularda yara iyileşmesi sırasında tip I kollajen varlığına immunohistokimyasal değerlendirme ile de bakılmıştır. Her iki ipliğin ölçülen parametreler bakımından ikili karşılaştırmaları için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Sitotoksisiteyi değerlendirmek için yapılan MTT testi sonucu iki ipliğin de toksisite göstermediği ve yüksek konsantrasyonlarda (1/1, 1/2, 1/4 ve 1/8) ikisi arasında anlamlı bir fark olmadığı ortaya konmuştur (p>0,05). İkili boyama yöntemi sonucunda sütür-1 ve sütür-2'nin tüm konsantrasyonlarda apoptoz ve nekroz oranları benzer çıkmıştır (p>0,05). Yapılan in vitro mikronükleus testi sonucunda sütür-1 ve sütür-2'nin kısa süreli (3 saat) ve uzun süreli (24 saat) uygulamalarda hem negatif kontrol hem pozitif kontrol ile karşılaştırmaları yapılmış, negatif kontrol ile sütür-1 ve sütür-2'nin arasında anlamlı bir fark çıkmazken (p>0,05), pozitif kontrol ile ise sütür-1 ve sütür-2'nin arasında anlamlı bir fark (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre her iki sütürun da genotoksik olmadığı tespit edilmiştir. Histopatolojik bulgular açısından deride her iki cerrahi iplik için de gün bazında yara iyileşme indeksi (WHI) skorları arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır (p>0,1). İskelet kasında 7, 14, 21 ve 28. günlerde her iki sütürun da varlığına rastlanırken; 42. gün sonunda sütür-1 varlığına rastlanırken sütür-2'nin varlığına rastlanılmamıştır. İmmunohistokimyasal olarak gün bazında her iki sütür için tip I kollajen varlığını göstermek için hesaplanan H skorları benzer çıkmıştır (p>0,05). Sonuç olarak bu tez çalışmasıyla, aynı PGLA kimyasal yapısına sahip ancak farklı emilim sürelerine sahip iki sütür malzemesinin in vitro ve in vivo etkileri incelenmiş, elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda her iki sütürun da dokuda zararlı bir etkisi olmadığı ve ikisi arasında da önemli bir fark bulunmadığı gözlenmiştir. Emilim süresi farkına göre iyileşme hızı ve mekanik gereksinimler de göz önünde bulundurularak sütür seçimi yapılması önerilmektedir.