Yazar "Tutuş, Lütfi" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Jeopolitik rekabet bağlamında Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği(Kırıkkale Üniversitesi, 2023) Tutuş, Lütfi; Özcan, Merve Suna ÖzelJeopolitik, güç mücadelesinin yaşandığı uluslararası sistemde, aktörlerin büyük güç konumuna ulaşma ya da büyük güç konumunu koruma mücadelelerinde coğrafyaya odaklanarak politika geliştirdikleri bir bağlamı ifade etmektedir. Genel anlamda coğrafya ve politika arasındaki ilişkiyi değerlendiren jeopolitik; devlet, coğrafya ve politika unsurlarını içine almaktadır. Bu açıdan tezin örnek olay incelemesi olarak ele alınan Doğu Akdeniz bölgesi Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarını bir araya getiren doğu-batı ve kuzey-güney yönlerinde jeopolitik bir eksendir. Doğu Akdeniz ticaret yollarını, inanç merkezlerini ve kıtaları birbirine bağlayan bir kavşak bölgesidir. Tarihin tüm dönemlerinde stratejik ve jeopolitik olarak önemli bir konumda olan Doğu Akdeniz, bölgede 2000'li yıllardan itibaren yeni hidrokarbon yataklarının keşfi ile yeniden önem kazanmıştır. Dünyanın yaşadığı krizler enerjinin öneminin tartışmasız boyutta olduğunun anlaşılmasını sağlamıştır. Öte yandan Rusya-Ukrayna Savaşı ile Avrupa'nın yaşadığı enerji temin krizi ve ekonomik kayıplar, alternatif enerji kaynaklarının önemini de ortaya çıkarmıştır. Bu durum özellikle, Doğu Akdeniz'de enerjinin çıkarılması ve pazarlara ulaştırılması konusundaki bölgesel ve küresel mücadeleyi daha da önemli hale getirmiştir. Enerji jeopolitiği kavramı, kaynaklar ve pazarlar için ekonomik, siyasi ve askeri yeteneklerin ortaya konularak yürütüldüğü bir rekabeti ifade etmektedir ki Doğu Akdeniz'de bu süreç rekabetin başlangıç noktası kaynakların kime ait olduğu ile alakalıdır. Bölgesel ve küresel aktörler kaynaklara sahip olma ve işletme konusunda ittifak ve anlaşma imkânlarını zorlarken, Türkiye de 2019 yılında Libya ile Deniz Yetki Alanlarının Belirlenmesi Antlaşması'nı imzalayarak bölgede söz sahibi olduğunu tüm aktörlere göstermiştir. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen çalışma metodolojik olarak örnek olay incelemesi olup çalışmanın kaynakları, akademik yayınlar, resmi raporlar ve çevrimiçi haber ve kaynaklarla desteklenmiştir. Bu kapsamda, Doğu Akdeniz'de yükselen jeopolitik rekabet ile enerji kaynakları arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı amaçlamaktadır. Mevcut durum içerisinde var olan bölgesel ve küresel güçlerin enerji jeopolitiği ekseninde ilişkileri ve rolleri ele alınacaktır. Bölgenin enerji potansiyeli ve bunun uluslararası alanda yarattığı etki analiz edilecektir.Öğe Nazi Almanyası’na Giden Süreci Yaratmak: Paris Barış Konferansı, Versailles Antlaşması ve Weimar Almanyası(2022) Özcan, Merve Suna Özel; Tutuş, LütfiAmaç: Bu makalenin amacı, Weimar Almanyası’nda Nazi iktidarının inşasında Paris Barış Konferansı ve Versailles Anlaşması’nın rolünün ve ilişkisinin incelenmesidir. Tasarım/Yöntem: Çalışma, küresel çapta yarattığı etki kapsamında I. Dünya Savaşı sonrasında Alman topraklarında yaşanan gelişmeleri incelemektedir. Bu etkileri görebilmek adına çalışma tek vakalı örnek olay incelenmesidir. Buradaki temel metot tarihsel örnek odaklı olarak örnek olay odaklıdır. Bu sayede çalışmada uluslararası alanda yaşanan süreci anlama adına tanımlayıcı bir analiz sunulacaktır. Bulgular: Paris Barış Konferansı’nda ABD, Fransa ve İngiltere Almanya’yı Avrupa Kıtası’nın “ötekisi” konumunda ele almışlardır. Öteki’nin hayat sahası (lebensraum) Versailles Antlaşması ile belirlenirken, kurulan kukla rejimle antlaşma şartları uygulanmak istenmiştir. Buna rağmen Kıta’da yeni bir denge uğruna atılan adımlar faşist yönetimin iktidarını hazırlamıştır. Sınırlılıklar: Almanya’da Nazi iktidarına giden süreç incelenirken ABD, İngiltere ve Fransa’nın yaklaşımları ele alınarak aktör bağlamında bir sınırlamaya gidilmiştir. Paris Barış Konferansı’nda Almanya’yı ilgilendiren konular ve Versailles Antlaşması’nın belli başlı şartları üzerinden tartışmanın yürütülmesi, makalenin amacının ortaya çıkartılması adına bir diğer sınırlılık oluşturmuştur. Özgünlük/Değer: Daha önceki Avrupa uyumlarının aksine bu defa Avrupa Kıtası’nın dışından bir aktör yani ABD idealist enstrümanları ile realist geleneğin Avrupalı güçlerinin karşısındadır. Realist ve idealist gelenek arasındaki sistemin algılanış farklılıkları fikirsel çatışmaya dönüşmüştür. Bu çatışma Paris Barış Konferansı’nda ele alınan konular ve Versailles Antlaşması’nın maddeleri üzerinden kendini açık ederken, aktörler istemeye istemeye de olsa Avrupa’da ulus-devletlerin ilk faşist yönetimini yaratmışlardır. Çalışmanın özgünlüğü de uluslararası ilişkiler disiplinin ilk yıllarında karşı karşıya gelen bu iki anlayış arasındaki çatışmanın Nazi Almanya’sını nasıl inşa ettiğinin incelenmesidir.










