Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Yerdemir, Serife" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    HÂLİS İBRÂHÎM EFENDİ VE MECMA?U’L-EMSÂL’İ
    (2022) Yerdemir, Serife
    Anadolu sahasında Arapça ve Farsçayı Türklere daha kolay öğretebilmek amacıyla pekçok sözlük yazılmıştır. Bu ilk sözlükler Arapça-Farsça hazırlanmış olup çoğunlukla manzum tarzdadır. Ancak Farsçanın öğretiminde Arapça-Farsça sözlüklerin yetersiz kaldığı görülmüş ve Türkçe karşılıkların verildiği Farsça-Türkçe sözlüklere ihtiyaç duyulmuştur. 15. yüzyılın başlarından itibaren Farsça-Türkçe sözlük yazımı artarak devam etmiştir. 15. ve 16. yüzyıllarda yazılan kapsamlı sözlüklerde kelimelerin anlamları Farsça beyitlerle örneklendirilmiştir. 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyıl ve sonraki dönemlerde hazırlanan mensur sözlükler, 15. ve 16. yüzyıllarda oluşturulan sözlükleri özetleme ve derleme yoluyla yazılmıştır. Bu dönemde yazılan pek çok sözlükte Farsça gramerine, edebî ve aruz gibi konulara dair bilgiler bulunmaktadır. Bununla birlikte Farsça kelimelerin okunuşlarının verildiği, sözcüklerin yaygın kullanılan anlamlarının yanısıra bunların Türkçe karşılıklarını veren mazmun, kinaye ve mecaz türündeki kelimeleri açıklayan Farsçadan Türkçeye kapsamlı mensur sözlükler de yazılmıştır. Bu tür sözlüklerde Farsça atasözleri, hikmetli sözler, deyimler ve nadir kullanılan Farsça kelimelerin izahları yapılmış ve bunlar Farsça beyitlerle örneklendirilmiştir. Bahsedilen Farsçadan Türkçeye deyim, atasözü ve mazmunlardan meydana gelen zengin bir içeriğe sahip sözlüklerden biri de Mecma?u’l-Emsâl isimli sözlüktür. Mecma?u’l-Emsâl 1764 yılında Belgrad civarındaki Pasarofça bölgesinden Farsça ve Arapça bilen müderrislerden Hâlis İbrâhîm Efendi tarafından derlenmiştir. 18. yüzyılda mensur tarzda yazılmış ve içerisinde yer yer Arapça ifade, ibare ve açıklamaların da yer aldığı kapsamlı ve aynı zamanda örnekli derleme sözlüklerinden biri olan Mecma‘u’l-Emsâl’de 10.101 deyim, atasözü, mazmun ve kinaye türündeki kelimenin karşılığı verilmiş ve bazı maddeler için çoğunluğu Fars şairi olmak üzere pekçok şairin şiirlerinden örnekler verilmiştir. Bu bağlamda sözlük içinde beyit, mısra, rubai ve kıta başlıklı 2510 şahid beyit bulunmaktadır. Çalışmada Hâlis İbrâhîm Efendi’nin Mecma?u’l-Emsâl’i derlerken izlemiş olduğu yöntem üzerinden onun sözlükçülük anlayışı tespit edilmeye çalışılmış ve Mecma?u’l-Emsâl’in yapı ve muhteva yönünden taşıdığı özellikler üzerinde durulmuştur.
  • [ X ]
    Öğe
    Muallim Feyzî’nin Aktarımıyla Sa’dî-i Şîrâzî ve Hümâm-ı Tebrîzî Arasında Geçen Mülâtafe
    (2023) Yerdemir, Serife
    Klâsik Türk şiirinde edebî bir tür olan latife, bir olay, bir durum veya bir kişi hakkında kısa ve eğlenceli bir hikâye anlatma amacıyla yazılır. Latife, İran edebiyatında ilk sözlü olarak görülmüş, daha sonra 5. yüzyıl sonları ile 6. yüzyıl başlarında yazılı edebiyatta yer almıştır. İran edebiyatında 6. yüzyıldan sonra latife alanında derleme niteliğinde önemli eserler kaleme alınmıştır. Bu alanda özellikle Ubeyd-i Zâkâni ve Fahruddîn Alî-i Safî gibi iki önemli isim ön plana çıkmıştır. Anadolu sahasında özellikle Tanzimat dönemi edebiyatında kayda değer bir etkiye sahip olmuş olan Muallim Feyzî, esasen bir İranlı ama daha sonra Osmanlı tebaasına geçerek edebî alanda tercüme, şiir, sözlük ve dilbilgisi kitapları gibi önemli çalışmalar yapmış bir isimdir. Mekteb-i Sultanî’de uzun süreli Farsça öğretmenliği yapmış olan Muallim Feyzî, latife alanında daha önce yapılmamış bir işi yaparak özellikle İran edebiyatından şair ve ediplerle ilgili mülâtefe, mutâyib veya anekdotları derleyerek dönemin en uzun süreli yayım yapmış olan Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde bir seri halinde yayımlamıştır. Bu çalışmada Muallim Feyzî ve özellikle onun edebî kişiliği hakkında detaylı bilgi verildikten sonra, onun Tercümân-ı Hakîkat gazetesinin 12 Ocak 1884, nr. 1682, üçüncü sayfasında yer alan Şeyh Sa?dî-i Şîrâzî ile Hâce Hümâm-i Tebrîzî arasında geçen mülâtafe, onun yorumuyla verilecek ve Anadolu sahası ve İran sahasındaki diğer aktarımlarla ilgili karşılaştırma ve değerlendirme yapılacaktır.
  • [ X ]
    Öğe
    Naîm Frâşirî ve Türk ve Fars Edebiyatında Öne Çıkan Eserleri
    (2023) Yerdemir, Serife
    Edebiyattaki gelişmeler her zaman tarihî, sosyal ve siyasi gelişmelerden etkilenmiştir. Balkan coğrafyasında on dördüncü yüzyılda milletler arasında dille başlayan ilk etkileşim kültür, gelenek ve edebiyatla devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki beş yüzyıllık hâkimiyeti sonunda hemen hemen bütün Balkan dilleri Türkçeden etkilenmiştir. İslam’ı kabul ettikten sonra Balkan ülkelerinde Türkçe yaygınlık kazanmış ve onun aracılığıyla Arapça ve Farsça unsurlar da Arnavutçaya girmiştir. Başlangıçta bu sadece bir kültür ve bir medeniyetin dile etkisiydi ve Balkan toplumlarına yeni kavramlar getirmekteydi. Balkan ülkeleri arasında Arnavutluk, her zaman kayda değer bir öneme sahip olmuştur. Bu durum Arnavutlar ile Türkler arasındaki tarihî ve kültürel ilişkilerden kaynaklanmaktadır. 16. ve 17. yüzyıllarda Arnavutçada yazılan ilk eserlerde Türkçenin etkisi açık bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu dönemde Türkçe kelimelerin artmasıyla birlikte kullanıldığı alanların genişlediği ve zenginleştiği anlaşılmaktadır. Arnavutluk, yirminci yüzyılın başlarına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı ve burada yaşayan halkın Türkler vasıtasıyla İslam’ı, Fars şiirini, edebiyatını ve kültürünü öğrenmesi Farsçanın bu topraklarda yaygınlık kazanmasında etkili olmuştur. Aslında Fars edebiyatının geniş coğrafyası ve diğer milletler arasındaki varlığının kapsamı dikkate alındığında Fars edebiyatının ve genel olarak İran medeniyetinin Balkan bölgesindeki şairler üzerindeki etkisi şaşırtıcıdır. Naîm Frâşirî de Fars edebiyatının etkisiyle şiirler yazmış, Arnavutluk’un önde gelen şairlerinden birisidir. Ayrıca Arnavutça literatürde daha çok Sami Frasheri olarak tanınan Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatının tanınmış gazetecisi, sözlükçü ve dil bilgini Şemseddin Sâmi’nin de ağabeyidir. Naîm; Arnavutça, Türkçe, Yunanca ve Farsça olmak üzere çeşitli eserler kaleme almıştır. Bu çalışmada Naîm Frâşirî’nin hayatı, Türk ve Fars dili ve edebiyatında önemli bir yer teşkil ettiği eserleri tanıtılacaktır.
  • [ X ]
    Öğe
    Zoyâ Pîrzâd’ın Se Kitâb İsimli Hikâye Mecmuasında Kullandığı Üslup ve Dil Özellikleri
    (2022) Yerdemir, Serife
    Modern İran edebiyatında kadın yazarlar 1990 yılından sonra edebiyatta daha aktif bir rol almışlardır. Bunlar arasında önemli bir yere sahip olan Zoyâ Pîrzâd’ın da 1990’lı yıllardan sonra kısa hikâyeleri çeşitli dergilerde yayınlanmaya başlamıştır. Modern İran edebiyatında özellikle de roman ve kısa hikâyede önemli bir yere sahip olan Pîrzâd, hikâyelerinde kadının küçük, gizli ve yalnız dünyasını dramatik bir şekilde ortaya koymuş, İran halkının sıradan insanlarını ve ailelerini eserlerine konu edinmiştir. Hikâyelerindeki karakterlerin iç dünyalarını anlatmadaki başarısı onu çağdaşlarından daha ön plana çıkarmış ve bu durum eserlerinin birçok dile çevrilmesine vesile olmuştur. Kendine özgü üslubuyla yazılar yazan Zoyâ Pîrzâd, hikâye ve romanlarında daha çok kadınları ve onların sosyal yaşam içerisinde karşılaştığı sorunları özgün bir ifadeyle aktarmıştır. Bu çalışmada ilk olarak İran edebiyatında hikâye türünün nasıl ortaya çıktığı, hikâyenin gelişimi ve bu gelişimde katkısı olan ve Çağdaş İran edebiyatına damgasını vuran belli başlı yazarlar hakkında kısaca bilgi verilecektir. Hikâyeciliğin Çağdaş İran edebiyatında nasıl bir boyut kazandığını ve meşrutiyet hareketlerinin değişen toplumsal düzenin hikâye türü üzerindeki etkileri anlatılacaktır. Sonra Zoyâ Pîrzâd’ın hayatı, eserleri ve özellikle “Se Kitâb” isimli hikâye mecmuasındaki Misl-i Heme-yi Asrha (Bütün Öğleden Sonraları Gibi) isimli ilk bölümdeki hikâyelerden hareketle onun hikâyelerinde kullandığı üslup ve dil özellikleri, hikâyelerinin belli başlı özellikleri ve onun modern İran hikâyeciliğindeki yeri hakkında bilgi verilecektir.

| Kırıkkale Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim