Bir Anomalinin İfşası Olarak İbn Tufeyl’in Hayy Öyküsü

dc.contributor.authorYıldırım, Onur
dc.date.accessioned2025-01-21T16:12:09Z
dc.date.available2025-01-21T16:12:09Z
dc.date.issued2023
dc.departmentKırıkkale Üniversitesi
dc.description.abstractOrtaçağ İslam siyasal düşüncesi hem din hem de felsefeyi kendisine konu olarak belirlemek durumunda kalmıştır. Din ve felsefenin, siyasal düşüncenin konusu olarak belirlenmesi, bu iki unsur ya da etkinlik arasında ne tür bir ilişkinin oluşturulması gerektiğine dair çabaların ortaya konulmasına neden olmuştur. Ortaçağ İslam siyasal düşüncesine katkıda bulunan filozofların çoğunluğu din ve felsefenin amaç bakımından müşterek oldukları için uzlaştıklarını, daha doğru bir ifadeyle uzlaş (tırıl)maları gerektiğini varsayarlar. Ne var ki, uzlaştırılmaya çalışılan tüm unsurların esasında birbirlerine karşıt olmaları ve hatta özsel olarak çatışmaları söz konusudur. Bu bakımdan din ve felsefeyi uzlaştırmaya çalışan İslam filozofu, aslında din ve felsefenin zımnen çatıştığına dair “ima türünden” bir anlayıştan hareket eder. Fârâbî’nin temel tezlerine dayanan Meşşâî gelenek takip edilecek olursa, İslam filozofu için bu uzlaşının gerçekleşeceği mekân erdemli toplum ve bu toplumun idaresi için gerekli olan sanat ise erdemli siyaset sanatıdır. Siyaset, varlıkların hakikatine ilişkin bilinmesi ve inanılması gereken ilkelerin (teorik felsefe) neler olduğunu bilen ve bu ilkelerin uygulama alanını ve bunların nasıl uygulanacağının (pratik felsefe) bilgisine sahip olan filozofun, medeni toplumu yönetmesini sağlayan sanattır. Ancak din ve felsefe uzlaş(tırıla)madığında, temel amacı hakikat olan filozof ne yapmalı, hem kendi hem de medeni toplumun mutluğu için ne tür bir yol tercih etmelidir? Bu sorudan hareket eden bu çalışma, alegorik bir tarzda kaleme alınan İbn Tufeyl’in Hayy bin Yakzan başlıklı öyküsünün din ve felsefe arasında çatışmayı konu edindiğini ileri sürmektedir. Bu çalışmanın amacı, din ve felsefenin çatıştığına dair yukarıdaki iddiadan hareketle filozofun kadim siyasal misyonu olarak tayin edilen medeni toplumun yöneticisi olma misyonundan feragat edişini ortaya koymaktır.
dc.identifier.doi10.15869/itobiad.1248361
dc.identifier.endpage1034
dc.identifier.issn2147-1185
dc.identifier.issue2
dc.identifier.startpage1020
dc.identifier.trdizinid1192664
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.15869/itobiad.1248361
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1192664
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12587/21620
dc.identifier.volume12
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofİnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_20241229
dc.subjectDin Bilimi
dc.subjectBeşeri Bilimler
dc.subjectFelsefe
dc.titleBir Anomalinin İfşası Olarak İbn Tufeyl’in Hayy Öyküsü
dc.typeArticle

Dosyalar