Bir grup biyografisi denemesi: Osmanlı sadrazamları 1718-1917

[ X ]

Tarih

2023

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Kırıkkale Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Türk tarihinde Vezirlik makamı, Orta Asya'dan bu yana var olmuş ve devlet yönetiminde çok önemli bir müessese olarak kendisine yer edinmiştir. Türk-İslam devletleri sürecinde önce baş vezirlik olarak Selçuklu Devleti'nde, veziriazamlık olarak Osmanlı'da yükselen bu kurum, bir süre sonra sadrazamlık olarak anılmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti her ne kadar Türk kurucu unsurlara sahip olsa da göreve gelen sadrazamlarda, bilhassa Fatih'in merkeziyetçi reformları sonrası devşirme (kul kökenli) olanların sayıca ağır basmaya başlamıştır. Devletin İmparatorluğa dönüşmesi sebebiyle bu durum normal olarak kabul edilebilir. Ancak Sadrazam dağılımlarındaki homojen yapı ve herhangi bir etnik kökenin bu süre zarfında ağır basmaması ise dikkat çekicidir. 15. yüzyıldan sonra göreve muhtelif etnik kökene mensup pek çok sadrazam, farklı zamanlarda gelmiş ve devletin gidişatını düzeltmek adına çareler aramıştır. Tezde ele alınan dönem olan 18. ve 19. yüzyıllar, dünyada diplomasinin önem kazandığı ve beynelmilel ilişkilerin değerinin arttığı bir süreci kapsamaktadır. Bu dönemin yadsınamaz bir diğer gerçeği de batının üstünlüğünün kabul edildiği ve çeşitli yenileşme hareketlerinin filizlenmeye başladığı, hatta sahada gerçeğe dönüştüğü yıllardır. İşte bu dönemde göreve gelen Sadrazamlar da söz konusu döneme tanıklık etmekle beraber, gidişata da bizzat müdahil olmuşlardır. Bu çalışma, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile başlayarak, Said Halim Paşa'ya değin göreve gelen bütün Sadrazamlarını biyografik olarak incelemelerini ortaya koyan, akademik bir rehber olma amacını taşımaktadır. Bu maksatla tam 93 Sadrazamın doğum yeri, kökeni, ölüm yeri, ölüm sebebi ve görev süresince icra ettiği mühim hadiseler akademik çerçevede hassasiyetle incelenmiş, ortaya bir başvuru kaynağı koymak amaçlanmıştır.
In Turkish history, the office of vizier has existed since Central Asia and has taken its place as a very important institution. In the period of Turkish-Islamic synthesis, this institution, which first rose as the chief vizier in the Seljuk State and then as the grand vizier in the Ottoman Empire, began to be called the grand vizierate after a while. Although the Ottoman Empire had Turkish founding elements, it is seen that among the grand viziers who came to office, especially those who were devshirme (kul origin) after the centralist reforms of Fatih. This can be considered normal, as the state has turned into an Empire. However, the homogeneous structure in the distribution of the Grand Vizier and the fact that any ethnic origin did not predominate during this period is remarkable. In the period under consideration, many grand viziers from various ethnic origins came to office at different times and sought solutions to improve the state of the state. The period regarding the field of the thesis covers a period in which diplomacy gained importance in the world and the value of international relations increased. Another undeniable fact of this period is the years when the superiority of the West was accepted and various innovation movements began to sprout and even became reality in the field. The Grand Viziers who took office in this period also witnessed the period in question, and they were also personally involved in the course of events. The aforementioned study has the quality and purpose of being an academic guide that reveals the biographical studies of all the Grand Viziers, starting with Nevşehirli Damat İbrahim Pasha, up to Said Halim Pasha. For this purpose, the birth place, origin, place of death, cause of death and important events of the 93 Grand Viziers were examined sensitively in the academic framework and it was aimed to present a reference source.

Açıklama

Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı

Anahtar Kelimeler

Tarih, History

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye